9 Haziran 2010 Çarşamba

Rammstein'ı Hissetmek

Rammstein Rammstein'ı hissedebiliyorsanız, ruhunuzu şekilden şekile sokabilme lüksüne sahip olursunuz... Hüngür hüngür ağlar, feci şekilde coşabilir, bir an durgunlaşırken, bir an etrafı dağıtabilirsiniz... Üstünüz başınız Rammstein olur, t-shirtünüz, kıçınızdaki don, şapkanız, çantanız, kolyeniz, dövmeniz... Hayat Rammstein'dan ibarettir, diğer her şey teferruat... Her gece yatmadan önce, memleket topraklarına gelmeleri için dua ediyorsanız, Ezberlediğiniz halde Völkerball'ı her gün istisnasız tekrar izliyorsanız...

Rammstein'ın müziğine laf edenlere ana avrat direkt sövüyorsanız... Geldikleri gün için hayallere dalıyor, Till Lindemann ile fotoğraf çektirmeyi hayatta herşeyden çok istiyor, Richard ile konuşabilme ihtimalini seviyorsanız... Anneniz ve babanız bile artık Rammstein'ı sayenizde tanıyor, biliyorsa... Herhangi bir şarkısını dinlerken gaza iyice gelip kafanızı sallarken bilgisayar masasına vurarak yarıyorsanız... Rammstein ile ilgili herşeyi kutsal görüyor, el üstünde tutuyorsanız... Odanızda o 6 müthiş insanın posteri varsa, gününüzün 4 5 saati onları ruhunuza aşılamakla geçiyorsa... Durup dururken Wo Bist Du diye böğürüyorsanız... Links 2 3 4'te Till Lindemann'ın seyircileri ayağa kaldırma hareketini izlerken, sizde oturduğunuz yerden kalkıp Linkss diye bağırıyorsanız... İşyerinde işinizle ilgilenmeniz gerekirken, patrondan fırça yiyebilme ihtimalini göz önüne alıp böyle bir yazı yazabiliyorsanız... Siz Rammstein manyağısınız... Sonsuza kadar sürecek bir aşk ile, sonsuzluğu yaşamaktasınız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder